MENÜ
Antalya 19°
Gün Haber
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Yetki mi, sorumluluk mu?.. Hangisi önce gelir?
Prof. Dr. Yakup Alıcıgüzel
YAZARLAR
23 Mayıs 2021 Pazar

Yetki mi, sorumluluk mu?.. Hangisi önce gelir?

GÖZLEMLERİM

         Bu günlerde çok gündeme gelen bir cümle;  “Yetkim var, kullanırım”...

         Aslında cennet vatanımın birçok görevlisinin dilinden düşmeyen bir cümle. Ne gariptir ki, vatandaşın da dilinden düşmeyen bir cümle; “ Yetkisi var.”

          Çok sık kullanılan bu cümleler, bende bir eskiye çağrışım yaptı. Yıl 1994, aylardan Aralık… O dönem görev yaptığım kurumda bir görev sorumsuzluğu beni rahatsız etmişti. Kurum içinde ilgili mercilere hiyerarşik olarak sıkıntıyı dile getirmem ve yazılı rapor vermeme rağmen olumsuzluk devam ediyordu. Ben de dayanamayıp durumu savcılığa bir dilekçe ile bildirmek istedim. Avukatımla birlikte Antalya nöbetçi cumhuriyet savcısının kapısını çaldık.

          Savcı bey, dilekçemi okuyup, evirip çevirdikten ve renk değiştirdikten sonra, dilekçemi kabul edemeyeceğini söylemişti. Savcılık, hâkimlik görevlerinde bulunduktan sonra emekli olunca avukatlığa başlayan avukatım, şaşkınlıkla, kendisine verilen bir dilekçeyi almama gibi bir lüksünün olmadığını söylemişti. Bunun üzerine nöbetçi cumhuriyet savcısı, dilekçemi alması durumunda kendisinin Antalya’dan tayin edilebileceğini ifade ederek bizden beş dakika sonra tekrar görüşme talebinde bulunmuştu.

           Beş saat gibi gelen dışarıdaki beş dakika sonra tekrar makamına girdiğimizde, savcı bey dilekçemi kabul edemeyeceğini yoksa kendisini sürgüne göndereceklerini tekrarlamıştı. Çok üzülmüştüm ve kendisine nasıl bir hukuk devletinde yaşadığımı söylemem üzerine, çok sinirlenerek bana emir verircesine ifademi almak istediğini söylemişti. Ben de “ önce dilekçemi alın” yanıtını vermiştim.

           Çünkü dilekçemi kabul etmek onun sorumluluğu idi. Savcı bey, ne dilekçemi kabul edebildi, ne de benim ifademi alabildi. Donup kalmıştı…

          Şimdi, hepimizin gözlemleyip benim dile getirdiğim bu konu yetki ve sorumluluk..

          Bakıyoruz bir savcı, kendisini sırada bekleten bir doktoru yetkisini kullanarak gözaltına alabiliyor. Bir milletvekili, dokunulmazlık zırhına bürünerek kendisi ve toplumun canını riske atarcasına yetkisini kullanarak trafikte kural dinlemiyor. Veya bir ambulans hasta taşımadığı halde sirenlerini açarak yol istiyor. Bir vali ilinde veya bir kaymakam ilçesindeki müdürlere yetkisini kullanarak keyfi uygulamalar yapabiliyor. Bir bakan veya başbakan yetkisini kullanarak, geçeceği yolları trafiğe kapatabiliyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Biraz abartarak bir savcı kendisine yan gözle bakan kişinin evini arama yetkisini kullanarak gözaltına alınmasını isteyebilir. Soruşturma sonuna kadar da gözaltında tutabilir.

    Bir doktorun başından geçen olayı paylaşımını size aktarmak istedim.

     “Satürasyonu düşük bir covid hastası için hastaneye giderken trafik kontrol noktasında oluşan uzun araç kuyruğuna girmeyip dubaların arasından 3-4 aracı takip ederek polislerin yanına geldim. Üzerimde yeşil forma elimde doktor kimliğimi gösterdikten sonra bir polis arkadaş hakkınızda sıraya uymadığınız için plakanıza ceza yazılacak dedi, bir diğeri burada hâkimler savcılar BİLE bekliyor dedi. Ve geçtim. Yarım saate kalmadan ceza e-devlete düştü. Yani diyeceğim o ki sıranızı bekleyin çünkü hakimler savcılar BİLE bekliyor.. Aklıma son savcı olayı geldi, polisler pek böyle yapmazdı.”

Ama bir İçişleri Bakanı çıkıp “Böyle bir yetkim var, hemen iptal ederim, acımam “ diyerek sorumsuz davranışlarda bulunanları uyarıyor. Burada çok haklı. Kısıtlamadan muaf tutulan işlerle ilgili görevlilerin, kısıtlama muafiyetleri sınırlıdır. Bu da yönetmelikle belirlenmiştir. Tabii ki yönetmeliğe uyulması gerekir. Uyumu sağlamadan Bakanlık sorumludur, sorumluluğunu yerine getirebilmesi için de doğal olarak yetkisini kullanmak zorundadır. Bu bir keyfi yetki kullanma değildir.

        Yukarıda verdiğim örneklerle anlatmaya çalıştığım yetki ve sorumluluk kavramları birbirlerine karıştırılmadan gerektiği gibi kullanılmalıdır.

       Kadrosunu kaybetmemek için üst makamlardan çekinecek bir savcı olmaması gerekir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde görevi ne olursa olsun yasadan üstün hiçbir makamı taşıyan kişinin üstünlüğü yoktur. Ayrıca yargı bağımsızdır. Üniversite özerktir.

        Görevin sağlıklı olarak yerine getirilebilmesi için makamı ne olursa olsun, görevli kişi yasal sorumluluğunu yerine getirmekle sorumludur. Yetkisi yoktur. Ancak görev sorumluluğunu yerine getirebilmek için kuruma verilen yetki kendisine verilmiştir. Yasa karşısında suç işleyen kurum veya kişilere karşı sorumluğunu yerine getirebilmek için yasal olan yetkisini kullanma devreye girer. Bu da keyfi değildir.

         Aynen, bir trafik memurunun ceza kesme yetkisi vardır. Ama trafik kurallarına uymayan sürücülere ceza kesebilir. Trafikte kurallara uyan bir sürücüye hata yaptın ceza kesiyorum diyebilir mi? Derse, görevini suiistimal etmiş olur.

        Evet, adalet herkes için geçerlidir. Uyulursa devlet olur. Uyulmazsa topluluk.. Toplum görevini suiistimal eden görevliye yetkisini değil sorumluluğunu hatırlatırsa hukuk devleti işler. Yetkisinin olduğunu düşünürse devlet olmaz, çünkü vatandaş görevini yapmamış olur. Hiyerarşik düzende en üst sorumluluk vatandaşındır.

       Sözümü bir hikaye ile bitirmek istiyorum. Firavun Ramses’e Azrail insan kılığında gelip  ‘Sen Tanrı olduğunu iddia ediyorsun’, der. Ramses ‘evet’ cevabını verir. ‘O zaman sana bir şikayetim var, benim bir kölem var, benden yer içer ama bana itaat etmiyor, buna ne yapayım’ der Azrail... Ramses “Onu suda boğ” der. Azrail’in, ‘Peki ama bana bir belge ver, sonra ben suçlanmayayım’, demesi üzerine Ramses eline imzalı mühürlü bir belge verir. “Ağasına itaat etmeyen kölenin hakkı suda boğulmaktır”… Aradan yıllar geçtikten sonra Kızıldeniz’de Musa Peygamberi takibinde Ramses’in boğulma esnasında Azrail kendi fermanını gösterir. ‘Ağa Tanrı, köle sendin’ der.

       Başlığımdaki sorumun cevabı: Yetki, yasal sorumluluklarını suiistimal edenlere karşı sorumlunun görevini yerine getirilebilmesinde kullanılması için verilir. Önce sorumluluk gelir. İlk sorumlu olan da vatandaştır.

Saygı ve sevgilerimle..

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Arkın
 24 Mayıs 2021 Pazartesi 21:23
Teşekkürler ! günümüzü açıklayan yazılardan bir tanesi idi. Devlet yönetimi kişinin keyfi yönetimine geçtiğinde ki; keyfi yönetimi için devletim tüm organlarını kendi emirine bağladığı için zaten bu yönetime bilerek geçiriyor bunun temellerini önceden atılıyor, Sorumluluk nedir yaaaaaa ! Diyecek kadar cahil yöneticiyi seçen halk suçludur. Sonuçta egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Feodal yapıyı hayal eden insanların seçtiği sorumluluk bilmeyen şahısların devrindeyiz, inanılır değil. Ama gerçek Bunun nedeni ise: Çağdaş eğitimden uzaaaaaaak çekirdek Aile yapısı.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Gün Haber