MENÜ
Antalya
Gün Haber
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Onlar kızsın ben yine yazacağım...
KAMPÜS
13 Kasım 2020 Cuma 09:00

Onlar kızsın ben yine yazacağım...

Dursun Gündoğdu yazdı

Biliyorum sizi de sıktı ama şu üniversitedeki yazılım olayına bir kez daha değinip bu konuyu çözme meselesini devletin ilgili birimlerine bırakacağım.

Kısaca, daha önce ne yazmıştım durumu özetleyerek, yeni öğrendiğim ve midemi bulandıran birkaç konuya da değinip çok önemli bir gelişme olmadığı sürece Ankara’dan gelecek sonucu bekleyeceğim.

Efendim bilmeyenler için mesele şuydu…

Akdeniz Üniversitesi’nde pandemi döneminde yapılan sınavlarda kullanılan yazılım sisteminin sık sık arıza verdiğini, kendi kendine açılıp kapandığını, mağdur olduklarını belirten öğrenciler bir bildiri hazırlayıp dağıttılar. Bazı öğrenciler ise sosyal medya hesaplarından sistemi yerden yere vurdular.

Nedir mesele diye araştırdığımda, sistemin özel bir şirket tarafından kurulduğu, şirketin sahiplerinin de Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Turhan,  Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erol Gürpınar ve Hastane Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Aslı Bostancı Toptaş olduğu ortaya çıktı.

Astlar, üstler bir şirket kurup ortak olmuş, akçeli işlere girmişlerdi.

Şirket, 19 Temmuz 2019’da AGEM Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited adıyla kurulmuş ve ürettiği yazılımı Akdeniz Üniversitesi’ne vermiş, Acıbadem Üniversitesi’nde de parayla satmıştı.

Ben 3 profesörün yazılımı gerçek sınavlarda kullanmadan önce üniversitedeki öğrencileri deneme tahtası olarak kullandıklarını, yaptıkları bu ticaretin etik olmadığını yazdım.

Vay sen misin yazan?..

Daha önce yazdığım yazıları da bahane edip üniversite tarihinde ilk kez basına, yani Gün Haber’e ambargo uyguladılar… İletişim fakültesi bulunan üniversitede iletişim nasıl engellenir, bunun daniskasını yaptılar. Haber bülteni göndermeyi kestiler. Başkan Muhittin Böcek’in sağlık durumu ile ilgili haberleri de geçmediler.

Bir de ne yaptılar?..

Rektör Özlenen Özkan, şirketin müdürü olan rektör yardımcısı Murat Turhan’a yazılımdan dolayı plaket verdi.

Yazılımı övdü… Hatta isteyen üniversitelerin de sistemi alabileceğini söyledi.

Rektör, özel bir şirketin pazarlamacılığına da soyundu…

Olayın özeti buydu…

Ben 3 tıp profesörünün, yazılımla ne işi olacağını araştırırken ilginç bağlantılar da çıktı.

Ve bir mesele ise hala aklımı kurcalamaya, midemi bulandırmaya devam ediyor…

Bakın…

Rektör plaket töreninde diyor ki; bu sistem üniversitede kullanılan 3 yıllık bir sistem…

Oysa ortaya yeni çıkan bilgilere göre, bu sistemin temellerinin 2009 yılında atıldığı anlaşılıyor.

Yıllar sonra FETÖ’den 6 küsur yıl hapis cezası alan Rektör İsrafil Kurtcephe döneminde ve onun talimatıyla yazılım sistemi işine soyunuyor üniversite…

Tarih; 14 Mayıs 2012…

O tarihte Akdeniz Üniversitesi Bilgi İşlemden Sorumlu Rektör Danışmanı ise Doç. Dr. Murat Turhan

Yani, bugünkü yazılım şirketinin sahibi olan profesör…

2012 yılında Akdeniz Üniversitesi’nin Adrasan Tesisleri’nde  52 devlet, 33 vakıf üniversitesi olmak üzere 41 farklı ilden 60 öğrenci işleri daire başkanı ve müdürlerin katıldığı bir toplantı düzenleniyor.

Niye toplanıyorlar?..

Şimdi sıkı durun; Akdeniz Üniversitesi, 3 yılda geliştirdiği e-üniversite projesini tanıtıyor bu toplantıda...

Dönemin rektörü İsrafil Kurtcephe, “Biz büyük emeklerle geliştirdiğimiz bu yazılımı sizlerin beğenisine sunuyoruz” diyor.

Ve devam ediyor;

“Yazılımımızın bu düzeye gelmesinde değerli öğretim üyeleri ve öğrenci işleri çalışanlarının büyük emeği ve katkısı oldu. Elbette yazılımımızın diğer üniversitelerde de kullanılması Akdeniz Üniversitesi’nin rektörü olarak beni çok mutlu eder.”

Vay anasını sayın seyirciler…

Neymiş…

Yazılım işi 2009 yılında Kurtcephe’nin talimatıyla üniversitede başlamış ve üniversitenin tüm imkanları kullanılmış, Özlenen Özkan döneminde ise şirket üzerinden nemalanma başlamış.

O toplantıya katılan Murat Turhan, proje başkanı ve rektörün bilgi işlem danışmanı sıfatıyla 85 üniversitenin temsilcisine e-Akdeniz Öğrenci Otomasyonu’nu tanıtmış.

Ve, ne demiş biliyor musunuz?

‘Bu yazılım sistemi 10 kişilik bir ekiple yazıldı’

Bizde öyle diyoruz zaten…

Akdeniz Üniversitesi’nde görevli akademisyenler bunu yazanlar… İçinde mühendisler, profesörler, doçentler var… 2009-2010-2011… 3 yıllık bir emek, devlet kesesinden harcanan paralar var…

Yani, bu tür sistemler, 2019’un Temmuz ayında şirketi kurdum, hadi bir daha ki yıl temmuzda kullanalım ile olmuyor.

Anladığım kadarıyla üniversite kendi imkanları ve personeliyle binayı bitirmiş, 3 profesör şirket kurup çatının kiremitlerini yerleştirmiş.

Bakın, bu sistemin temelleri 2009’da atılmış 2020’ye kadar 11 yıl geçmiş…

Yazılımın temellerinin atıldığı tarihte 31 yaşında olan şimdiki Rektör Özlenen Özkan, 2009’da belki de yardımcı doçent bile değildi…

Bugün rektör olarak araştırsaydı, arşivlerden yazılımın tarihçesini çıkarsaydı, yine de o şirketin sahibi olan yardımcısına plaket verir miydi, yoksa, ‘Bu yazılım zaten bizim üniversiteninmiş’ der miydi bilmiyorum…

Yazının başında, benim kafama takılan ve midemi bulandıran bir olay var demiştim.

Profesörlerin bu işten para aldılar, almadılar gibi tartışmalardan, akçeli işlerden daha önemli…

Biraz da ondan bahsedeyim.

Yazılım deyip geçmemek lazım.

Akdeniz Üniversitesi’nde 70 bin öğrenci, binlerce asistan, akademiysen var.

Eğitim ve sınavlar bu yazılım üzerinden yapılıyor.

Kişilerin verileri sisteme giriliyor.

Notlar veriliyor.

Öğrencilerin üniversitede mezun olmaları, orada kalıp asistan, doçent, profesör olmasının yolu bu sistemden geçiyor.

Ve diyorum ki, bu sistemin tüm kodlarını özel bir şirket bildiğine ve sisteme de girebildiğine göre, kötü niyetli bir şirket çalışanı çıkar da notlarla oynayabilir mi?..

Şirket ortaklarının haberi olmadan, parayla öğrencilerin not ortalamalarını değiştirebilir mi?..

Sonradan gider bir tarikata üye olur da, cemaatten olan öğrencilerin notlarını düşürür veya yükseltebilir mi?..

Bir öğrencinin asistanlıktan başlayıp profesörlüğe giden kariyer yoluna taş koyabilir mi?..

Veya tam aksine öğrenci hiç hak etmediği halde, ona profesörlük, hatta rektörlük yolunu açabilir mi?..

Bu sistem ulusal ve uluslararası siber saldırılara karşı korumalı mı?..

TSE standardı taşıyor mu?..

Şirketin bilişim ile ilgili adli ve hukuki süreci yürütebilecek bir avukatı var mı?..

Bu yazılım işinden Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun bilgisi var mı?..

Öyle ya… Geçmişimizde kötü bir ÖSYM örneği var.

FETÖ’nün kurumlarda hala cirit attığı da aşikar…

Soruların çalındığı, binlerce öğrencinin üniversite hakkının elinden alındığı dönemi hatırlayın…

İşte, bu sınav işi, yazılım işi bu kadar ciddi bir iş…

‘Al plaketi, akladım, pakladım’ diyecek kadar hafife almak doğru değil.

Ben bir gazeteci olarak belgeleri, bilgileri, kuşkularımı, kaygılarımı ortaya koydum.

Gerisi üniversitenin ve devletin bileceği iş…

Daha yazacak çook şey var…

Aman, ne olur, ne olmaz…

Bugün haberlere ambargo koyan, basın toplantılarına Gün Haber’i çağırmayan zihniyet, yarın üzerinde ‘WANTED’ yazan bir resmimizi hastanenin acil servis kapısına da astırabilir.

Allah korusun, başımıza bir iş gelse, üniversitenin aciline de almazlar sonra…

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 fetö maduru
 13 Kasım 2020 Cuma 19:47
Eğer dediğiniz gibi bu üniversite yazılımı fetöden tutuklanan eski rektörün projesiyse ve masrafını devlete ödettirilip birilerinin özel ticari mülkü gibi rant ve zenginleşme aracı olarak kullanılarak şahsa devredilerek ve tüm üniversitedeki öğrenci eğitimci herkesin bilgileri sistemde kayıt altına alınarak ellerinde olup kendilerinden olan kişilerin önünü açıp haksız puanlar notlar verilerek hızlıca çıkışını sağlarken birde bu bilgilerin hepsi Fetönün elinde olup bu yazılım sayesindede bu yazılımı kullanacak olan tüm üniversitelerin mahrem bilgileride ele geçirilerek fetö yine devlet içinde devlet olmaya devam edecektir. Yani Fetö nasıl adliyenin Uyap yazılımını yaparak tüm yargılamaları mahkemeleri takip edip her türlü dava dosyalarına müdahale edip Adalet Bakanlığının görmesini istemedikleri evrak belge ve ifadeleri uyap üzerinden silerek değiştirerek dosyanın içini boşaltarak fetöcü hainlerin tahliye edilmeleri sağlanmakta ve fetöcü birisine operasyon yapıp gözaltı kararı verildiğinde daha savcı uyap üzerinden gözaltı talimatını çıkarttırıp polise gidin yakalayıp getirin diye yakalama kararını vermeden haberleri oluyordu ve böylece eve gidip baskın yapıldığında şahsın evde olmadığı yapılan araştırmada ise savcısının yakalama evrağını hazırladığı saatten hemen sonra ilk uçakla yurtdışına gittikleri tespit edilmişlerdir yani böyle bir yazılımlada üniversitelerin kontrollerinin kendi ellerinde olması sağlanmak istendiğini düşünüyorum, cünkü eski rektör israfil kurtcepe fetöden tutuklandı ve Yargılandığı Antalya 2 Ağırceza mahkemesinde fetö firarisi rektör yardımcısı olan Ömer GECİLİ nin emir ve talimatlarıyla başhekimler ve eğitim görevlilerinin yerleri değişiyor sürgün ediliyorlardı ve benim yerimede önce Başhekim yaptıkları daha sonrada yerime rektör olarak koydukları kişide fetö firarisi Ömer Gecici nin getirttirdiği yerime koyduğu kişidir diye mahkemede ifade vererek zapta geçmiştir ve ama her nedense şuanki kadronun çoğununda israfil kurtcepe nin ekibi göreve getiriliyorsa ve bu yazılımda onun projesi olup yeni üniversite yönetimincede yazılım devletin imkanlarıyla yapılmayıp kendilerininmiş gibi gösterilerek bu yazılımı önce akdeniz üniversitesinde daha sonrada tüm türkiyedeki üniversitelerde hayata geçirip türkiyede kendilerinden olmayanların başarılı göstermeyerek elenirken Fetönün istediği kendi eğitim ordusunu mezun edilerek her kuruma atamalarının sağlanacağını düşündüğümüzden yine ülkeyi fetöye kurban etmeyelim, artık devletin güvenilir ve sadece devletin kontrolünde olacak şekilde kendi bilişimcilerine yazılımlar yazdırarak her üniversitenin veri tabanlarınında devletin elinde olması ve kişilerin mahrem bilgileride güvence altına alınarak müdahale edebilme yetkiside devletin belirlediği ve giriş şifresi verilen kişilerde olup birşey olduğunda o kişilerden hesap sorulması yerinde bir karar olacaktır. Umarım Devlet yetkilileri daha akıllı olup bu olan biteni iyi analiz edip yapılmakta olan tehlikeleri fark edip gerekli tedbirleri alıp gerekli müdahaleleri yapacağını düşünüyorum.Saygılar...
Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Gün Haber